23 Kasım 2010 Salı

Uyuyan Şizofren-1

Kapıyı ardından kapattı. Aralıktan yatağa süzülen ışık inceldi ve gitti. Odadaki derin sessizlik her tıkırtıyı açığa çıkarıyor, yeni bir gürültü yaratıyordu. Kalorifer borularının durmadan tıkırdadığını, pencerelerin her rüzgarla beraber çıkardığı sinir bozucu sesleri şimdi farketti. Martılar buralara kadar uçarlar mıydı? Güvercinlere benzerler miydi?

Bir boşluk her yeri tıka basa doldurmuştu sanki. Odanın köşesine çekilip yere oturdu, soğuk duvarı hissetti sırtında. Dizlerini karnına çekti, biraz daha öteye gitse düşeceğini sanıyordu. Meğer bu ev ne kadar da büyüktü. Ama boynuna bağlanmış bir halat gibi sıkıyordu onu, çekip atmak istedi. Silkelesin, düşsün istedi. Sanki gözlerini sıkıca kapatsa, hiç yapıştırılamayacak bir vazo gibi düşüp bin parçaya ayrılacaktı. Çıkmak istedi, kapıya bile gitmeden duvarı aşmak... Şuradaki bulutun ardında üç saniye durabilse düzelecekti her şey. Kapıya gidemem diye düşündü, halılara, kapı koluna dokunamam. Dizlerini daha da çekti karnına, kalkıp yürüyemezdi. Bu düşünceleri bırakıp, şu koltuğa oturup ayaklarını uzatsa çıldıracaktı sanki. İşte o vakit kesin delirirdi. Küçükken battaniyeden yaptığı küçük çadırları düşündü. Zannedildiği gibi onlar bir ev değil, işte şu bulutun ardındaki üç saniye idi. Oysa şimdi o battaniyelere de dokunamazdı.

O kadar büyüktü ki her şey, o küçüldükçe küçüldü. Beyni kafasının içinde patlamış gibi hissetti. Avazı çıktığı kadar bağırmak istedi. Yeterince bağırırsa bedeninden çıkabilecek, bir toz zerresi olup uçacaktı pencereden. Üç saniye, üç saniye yeterdi. Deliriyorum diye düşündü. İnsanlar zavallı halini hissedip ona acısınlar istedi. Avuçlarını sıkınca yanına gelseler ama dokunamasalar ona, paket yapıp bıraksalar sevgilerini. Kendine acımaya çalıştı. Henüz yeterince zavallı değildi...

2 yorum:

One Minute dedi ki...

Aman şizofreni uyutmayın. Çok önemli. Uykuya daldıkça korkunçlaşmaya, tehlikeleşmeye, savaşmaya, hırlamaya, çok fazla derinlere düşmeye, bazen çok uçmaya, bazende yerin dibine girmeye, bazen bir ruh gibi bazende katliam gibi sesler çıkarmaya, çok şey unutmaya, gözünü karatmaya, çok şey kaybetmeye başlar.....

Özge dedi ki...

Uyanınca da bu saydıklarınızdan daha hayırlı bir şey yapmaz sanırım ;)